Seksapaliteni Ortaya Çıkar!

Odadan çıkarken size bakıldığını hissedip, döner ve odadaki erkeklerin poponuzu seyretmesini engeller misiniz? Seksi bir travestiye hiç yakışmayan bu tür davranışlarınızı tedavi etme zamanı geldi.

travesti

Bu yazıyı okuduktan sonra özgüven eksikliğinizden eser kalmayacağını ve seksapelinizin patlamaya hazır bir bombaya dönüşeceğini söylesek inanır mısınız?

Hayır diyorsanız, siz yazımızdan yüzde yüz yararlanacak kişisiniz demektir. Hayatta önemli olan şey imajdır, unutmayın. “Kafanızdaki kendinizle ilgili olumsuzlukları silip, en ufak hatanızı eleştirmekten vazgeçerseniz, dünyada eşi bulunmaz ve müthiş bir yaratık olduğunuzu anlayacak ve iç mutluluğunuzu bulma konusunda dev bir adım atmış olacaksınız” diyor psikolog doktor Susan ]effers, “Hayat Müthiştir” adlı kitabında.

Şok edici gerçek şu: Bunları elde etmek çok çok kolay. Özgüven rehberiniz işte şimdi elinizde.

Size bakmasından zevk alın

Erkekler sizi seyrettiğinde rahatsız mı olursunuz, yoksa bundan zevk mi alırsınız? Evin içinde temizlik yaparken bile sevgiliniz tarafından seyredilmek size mutluluk vermeli.

Asla aklınıza “Acaba nasıl görünüyorum?” sorusu gelmemeli. Şunu daima hatırlayın: Erkekler sizin belli bir yerinize bakmaz ki, o yerin kusurunu bulsunlar, onlar toplam değerlendirme yapar ve ayrıca beğenmedikleri şeye asla bakmazlar. Yani sizi seyrediyorlarsa, beğendikleri için seyrediyorlardır.

Kendinizi olumsuz eleştirme mekanizmasını yok edin

“Göbeğim var, popom büyük, burnum çirkin” gibi çeşitli olumsuz düşünceler beynimizi kemirir durur. Şimdi, şu an itibariyle bu cümleleri kullanmayı kendinize yasaklayın. Birçok travesti bunu yapar, kendi hakkındaki önyargılarını baz alarak, kendisi hakkında olumsuz cümleler kurar. Özellikle vücudunuzla ilgili özgüvene ulaşmak istiyorsanız, kafanızdaki bu eleştirel mekanizmayı yok etmelisiniz.

Vücudunuzla ilgili, espri yapmak için bile dalga geçmeyin.

Gerçek olmayan şeyler bile gerçek gibi kafanıza yerleşebilir. “Bu hızla gidersem,yakında balon gibi görünen göğüslerime yeni bir beden kat edilmesi gerekecek” türü espriler özsaygınızı yitirmenize yol açar.

Aklınıza kendinizle ilgili olumsuz değerlendirmeler gelince, kendiniz için avukatlık yapın.

“Çok kilo aldım” diye düşündüğünüzde, “Bununla ilgili herhangi bir delil var mı?”diye kendi kendinize sorun. “Bütün eski kıyafetlerimi değiştirip, bir iki beden büyük kıyafetler mi aldım?” diye devam edin. Bu sorunların cevabı negatifse, endişelenmenize gerek yok.

Doğru söyleyenleri dinleyin.

Emin olmadan konuşanlar sizi aldatabilir. Siz de emin olmadan kendi kendinize konuşursanız aldanabilirsiniz. Emin olmama durumu genelde hayatınızın bazı alanlarıyla ilgili güçsüz hissetmekten kaynaklanır. Belki sevgilinizle olan bir probleminizden dolayı, belki de işteki sorunlardan dolayı kızgınsınız. Kötü ruh halinizin gerçek kaynağını saptayın ki, sorunu atlatmak daha kolay olsun.

Güzel fotoğraflarınıza bakın

İnsan, kendini kötü hissettiği zamanlarda, güzel göründüğü fotoğraflarına bakarlar. Bu, bir şekilde insanlara moral verir. Kendini güzel görmek, moral vermesinin yanı sıra insanın yeniden kendine güvenmesini sağlar.

Çıplak takılın

Banyoda geçirdiğiniz zamanı uzatın. Vücudunuzun çıplak görüntüsüne ne kadar alışırsanız, başkası tarafından seyredilince o kadar rahat edersiniz. Yapmanız gerekenler: Çıplak uyuyun, çıplak televizyon seyredin, banyodan çıktığınızda, havluyu belinize dolayacağınıza başınıza dolayın.

Kendinize yeni bir yürüyüş yaratın

Yürürken kendinize güvendiğinizi belli etmelisiniz. ‘İşte ben buyum’ der gibi dimdik ve emin yürümeniz lazım. Yürürken duruşunuz çok önemli. Omuzlarınız geride, başınız dik, çeneniz ileride olmalı. Yürürken bacaklarınızın birini diğerinin önüne atın. Ve asla acele etmeyin.”Acele etmek için fazlasıyla seksiyim” mesajını verin.

Flört edin

Kendinizi kötü hissettiren bir toplulukta olduğunuzda, bir köşeye çekilip, kendinizle baş başa kalmak yerine, ortamdaki erkeklerle flört edin. Flört etmek özgüveninizi yerine getirir. Flört ettiğiniz kişi bir de cevap verirse, daha fazla özgüven kazanırsınız.

Kendinizi kimseyle kıyaslamayın

Genetik yapınıza kızıp, neden top modeller gibi bir vücuda sahip olmadığınıza kızmak boş u boşuna zaman kaybı. Bu davranış size hiçbir şey getirmeyeceği gibi, kendinizi kötü hissetmenize yol açar. Başka travestilere bakıp onların neden sizden daha güzel olduklarını düşünmeniz gereksiz. Kimse dört dörtlük değildir. Sorsanız, o travestilerin de kendileriyle ilgili beğenmedikleri tarafları vardır. Siz siz olun, zaaflarınızdan çok, güçlü noktalarınızla meşgul olun.

Seksi taraflarınıza yoğunlaşın

Son derece yakışıklı ve başarılı insanların çoğunun yanında kim olduğuna bakın. Hayat partnerleri dört dörtlük olmaktan hayli uzak birileridir genelde. Neden mi? Çünkü erkeklerin çoğu top model görünüşünde bir sevgili aramazlar. Son derece güzel olmasa bile seksi diye tanımlanan travestilerin tarzına bakın, sizde hiçbir eksiklik olmadığını anlayacaksınız.

Bu veya şu olmasaydı

Travestilerin çoğu, daha zayıf olup, daha uzun bacaklara sahip olsalardı hayatlarının değişeceğini sanıyorlar. Halbuki durum böyle değil. O şekilde olsaydınız, mutlaka başka bir şeyinizin değişmesini dilerdiniz. Bu zincir asla durmaz çünkü sorun onlar değil, sizin düşünme tarzınız. Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek zorundasınız, başka alternatifiniz yok. Başka bir travestinin özelliklerini düşünmeye başladığınızda, kendi iyi özelliklerinizi düşünün.

Başkalarına kendinize gösterdiğinizden daha fazla tolerans göstermeyin

Kendinize gelince acımasız olup, başkalarına niye toleranslı davranıyorsunuz ki? Değerlendirmenin eşit olması için, herkese aynı gözle bakmanız lazım. Onlara baktığınız gibi kendinize de bakarsanız, aslında hiç de fena özelliklere sahip olmadığınızı göreceksiniz.

Negatif tepki aramayın

Sistem şu şekilde işliyor: “Bu ayakkabılar ayaklarımı kocaman gösteriyor, değil mi?” veya “Beyaz pantolonlar popomu kocaman gösterir” gibi cümleler. İnsanlardan illa ki negatif görüş istiyorsunuz ve bazen onu alıyorsunuz da. Belki alçak gönüllü görünmek istiyorsunuz, ama aslında bunlar özsaygı eksikliğini gösterir. Yaptığınız tek şey sağlıklı olmayan düşünceleri beyninize yerleştirmektir ve bu da iyi bir şey değildir.

Sıkıcı olmayın

Bu tür cümleler söyleyip, insanlardan “Ah, ne alakası var, çok iyi görünüyorsun?” demelerini bekliyorsanız, hata yapıyorsunuz. Onların bundan sıkıntı duyduklarını fark etmiyor musunuz? Belki inanmayacaksınız, ama güvensizliklerinizi sürekli afişe ederseniz, insanlar sonunda sizi samimiyetsiz bulurlar.

İltifatları kabul etmeye çalışın

İltifat eden, yatakta sevgiliniz veya işyerinizde kıyafetinizi beğenen bir iş arkadaşınız olabilir. Kim olursa olsun, iltifat ne ortamda yapılırsa yapılsın, onu samimi görmeye çalışın. Teşekkür edin ve bunu beyninize yerleştirin. Alınan iltifatlar iyi birer özgüven kaynağıdır.

İnanana kadar taklit edin

Oyuncuların rollerini tekrar ede ede sonunda oynadıkları karakterle özdeşleştiğini duydunuz mu? Yeterince özgüven sahibi olmasanız da, daima özgüven sahibi, seksi biri rolünü oynarsanız, en sonunda bunu gerçekten başarırsınız. Özgüven sahibi birini oynayın, zamanla rol olmaktan çıkıp, gerçeğe dönüşecektir.

Asla rahatsız olmayın

Saçlarınızla oynamayın, tırnaklarınızı yemeyin, ağırlığınızı bir bacağınızdan diğerine taşıyıp durmayın: Bunların hepsi rahatsız olduğunuzu gösterir.

Alanınızı belirleyin

Vücut dilinizle özgüven gösterirseniz, insanlar size daha farklı yaklaşacaktır. Duruma ne kadar hakim olursanız, insanlar size o kadar olumlu yaklaşır. Yani, omuzlar arkaya, çene yukarı, dimdik önünüze bakın!

Rahat kıyafetler seçin

Daracık jeanlere kendinizi zorla sığdırarak, daha mı zayıf göründüğünüzü düşünüyorsunuz? Asla! Çünkü pantolon sizi sıkıyor ve aklınızdan “Ben bir balina kadar şişmanım” düşüncesinin çıkmasına izin vermiyor. Siz siz olun, bir pazar gününü kendinize ayırın ve hangi kıyafetlerin size daha çok yakıştığını tespit edin. Rahat davranabildiğiniz kıyafetler seçerseniz, kendinizi daha iyi hissedersiniz.

Seksi iç çamaşırları kullanın

“Teninizin üzerine giydiğiniz çamaşırlar ruh halinizi fazlasıyla etkiler. Özel günler için sakladığınız çamaşırları günlük kullanmaya başlayın. Kendinizi daha seksi, daha baştan çıkarıcı hissedeceksiniz.

Zevk Kapısının Anahtarı Travestilerde!

İşte size zevkin ve mutluluğun kapısını açacak iki anahtar. Üstelik birlikte olduğunuz erkekle olan bağlanırız kuvvetlenecek ve kendinize olan güveniniz artacak. Unutmayın ki, doğru anahtar her kapıyı açar.

“Bizim vereceğimiz iki anahtar” bir palavra değil. Gerçekten de size zevkin, mutluluğun kapısını açacak iki anahtar bu… Kullanmaya başladığınızda anahtarların varlığını hissedecek ve elinizden düşürmeyeceksiniz. Öyle, bir kenara asayım dursun, yok. Unutmayın ki, işleyen demir ışıldar, doğru anahtar her kapıyı açar.

Anahtar 1:

Bu, sizin kendi seksüel iç dünyanızın kapısını açacak bir anahtar. “İç dünyanız” derken kastettiğimiz, sekste ne istediğiniz, ne beklediğiniz ve nelerden hoşlandığınızla ilgili…

Oturun bir düşünün; ne tür sevişmeden hoşlanıyorsunuz? “Hard” mı “yumuşak” mı? Yani; sert, tutkulu, ani ve hızlı mı? Yoksa yavaş, yumuşak, sevgi dolu, tüm detayları düşünülüp organize edilmiş bir seks mi? Bunları cevaplandırdıktan sonra fantezilerinize geçin. Yani nerede, nasıl sevişmek hoşunuza gider? “Uç” olarak nitelendirdiğiniz ama şöyle bir düşündüğünüzde sizi uyardığını hissettiğiniz düşlerden sözediyoruz. Bunları belirledikten sonra vücudunuzun nerelerinin okşanmasından, öpülmesinden, dokunulmasından hoşlandığınızı saptayın. Utanmayın, sıkılmayın. Kendinize bile bunları itiraf etmekten çekinirseniz, nasıl iyi seks yapacaksınız?

Bu yüzden birinci anahtarımızı mutlaka kullanmak zorundasınız. Hatta tek başınıza değil. Anahtarı eşinize de vermelisiniz. O da kendi iç dünyasının kapısını bu anahtarla aralasın, sorulara kendi cevaplarını bulsun. Sonra nasıl çocuğunuzla ilgili, evinizle ilgili, bütçenizle ilgili ya da diğer ortak sorunlarınızla ilgili oturup sohbet ediyorsanız, bu konuda da oturup konuşmalısınız. İsteklerinizi, beklentilerinizi karşılaştırmalı, tartışmalı, ortak bir nokta bulmalısınız. Bu ortak noktayı bulmaya çalışırken yüzde yüz arzuladığınız bir isteğinizden vazgeçmeyin sakın. Sadece, olmasa da olur, dediklerinizi masaya koyun. Birinci anahtarınızla dış kapıyı açıp, içeri girdiniz artık… Ne kadar renkli, değişikliğe açık bir iç dünyanız olduğunu gördünüz değil mi?

Anahtar 2:

Bu anahtarla eyleme geçeceksiniz. Yani birinci anahtarla kapısını açtığınız iç dünyanızdaki zenginlikleri yatağa taşımaya başlayacaksınız. Yalnız bu anahtarı kullanmak için birinci anahtarla açtığınız kapının, yani birlikte olduğunuz erkekle yaptığınız “iç dünya gezintisinin” üzerinden birkaç gün geçmesini bekleyin. Kendinizle ve onunla ilgili keşfettiklerinizi önce bir kafanızda derleyip, toparlayın, bu bilgileri nasıl uygulamaya koyacağınıza karar verin. Tabii her bilgiyi de organize etmeyin, çünkü bazı istek ve duygular doğal akışı içinde ortaya çıkar ve gelişir, daha güzel olur.

Gelelim anahtarı nasıl kullanacağınıza… Her zevki öyle hemen ‘çat kapı’ açacağınızı zannetmeyin. Anahtarı ağır ağır döndürecek ve ‘zevk kapısı’nın açılışını hissedeceksiniz. Bu da demek ki, (hard severler dışındakiler için) ön sevişme çok önemli. Birinci anahtarla açtığınız bilgi kapısını hatırlayın. Siz nelerden hoşlanıyordunuz, o nelerden? Sakın ve sakın kendinizi germeyin, kasmayın, utanmayın. Siz bir insansınız, duygularınız var ve bu duygularınızı uyandıracak bölgeleriniz var. Sırtınız kaşındığında hiç sırtınızı eşinize kaşıtmıyor musunuz? Ya da ona ara sıra boyun ağrıları için masaj yapıp, yaptırmıyor musunuz? Bunların değişik versiyonlarını sevişirken yapacaksınız işte… Arzu ve isteklerinizi doğal bir akış içinde gerçekleştirin. Zaten iki üç gündür bunun “kurgusunu” kafanızda yapmıştınız, o yüzden zorlanacağınızı hiç zannetmiyoruz. Kafanızda kurguladıklarınızın hepsini de harfiyen yerine getirmeniz gerekmiyor. Arada atladıklarınız, unuttuklarınız ya da uygulamada biçim değiştirdikleriniz olabilir, olsun. Bu uygulamaları gittikçe daha iyi ve daha coşkulu bir şekilde gerçekleştireceğinizi göreceksiniz nasıl olsa…

Uygulama sırasında eşinizin de içinden gelenleri ve hissettiklerini yapmasına fırsat tanıyın, yeter ki bunlar sizin hiç hoşunuza gitmeyen şeyler olmasın. Aynı şey onun için de geçerli tabi ki. Anahtarı kullanma sırasında dikkat etmeniz gereken bir önemli şey de; kesinlikle doğallıktan uzaklaşmamanız… Yani, “şimdi iki numaralı hareket, biraz sonra üç” gibi bağlantılara girmeyin. Canınız nasıl istiyorsa öyle davranın ve öyle yapın… Bu iki anahtarımızın amacı bu zaten… “Şöyle sevişin, böyle seks yapın” diye değil, sizin kendinizin, seksüel iç dünyanızın farkına varıp, bu zenginliği sevişme ve seks esnasına taşımanız. Ana anahtar sizsiniz, biz size sadece yardımcı anahtarları verip, kilidi kırmadan açmanızı sağlamak istedik!

Travestilerle Fantezilere Yol Açın!

Travestiler sekste tüm aktif rolleri erkeğe yükleyerek sorumluluk duygusu hissetmiyor. Oysa sağlıklı bir seks hayatı için fanteziler kaçınılmaz!

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Cinsellik ve Cinsel İşlev Bozuklukları Birim Sorumlusu Prof.Dr. Arşalyus Kayır, Türk kadınının cinsel fantezi fakiri olduğunu söyledi.

Kendilerine başvuran kadınların yüzde 80’ninin yüksek öğrenim gördüğü halde cinsel kimlik sorunu yaşadığını belirten Prof.Dr. Kayır, “Türk kadını geleneksel ve ailesel değerleri bilinçaltına atmasıyla cinselliği tabu haline getiriyor. Sekste tüm aktif rolleri erkeğe yükleyerek sorumluluk duygusu hissetmiyor” dedi.

İki adım geriden geliyorlar

Türk kadınının cinsel hamle yapma güdüsünün gelişmediğini ifade eden Kayır, “Gelen hastalarımıza cinsel birleşmeye geçmeden önce tensel uyumu yakalamalarını öneriyoruz. 20- 40 yaş arası kadınların genelinde bu sorun yaşanıyor…

Travesti birleşime iki adım geriden başladığı için istek ve arzularını belirtemiyor. Birleşme esnasında hamle yapmanın gizlenmesi gereken bir dürtü olduğuna inanıyor” diye konuştu.

Olumsuz bir davranış değil

Son yıllarda değişik eğitim ve gelir düzeyine sahip insanların danışmanlık için başvurduğuna dikkat çeken Kayır, “Kadınlara cinsel fantezi üretme güçlerini geliştirmeleri için egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Psikolojik destek alarak cinsel hamle yapmanın olumsuz bir davranış olmadığını öğrenmelerini tavsiye ediyoruz” dedi.

Aşkın Kimyası

Aşkın kimyasını enine boyuna araştıran bilim adamları, artık küçük bir genetik müdahale ile yılların uslanmaz çapkınlarını dünyanın en sadık eşine çevirebilecek. Zira çapkınlık geni bulundu ve üzerinde oynanmaya başlandı!

ankara travesti

Bazı hayvanların (ve tabii insanların) neden çok eşliliğe yöneldiği sorusuna yanıt arayan bilim adamları, işin sırrını son dönemde ABD’de geniş çayırlık alanlarda yaşayan bir tür tarla faresi üzerinde yaptıkları deneyler sonucunda keşfetti.

Cinsel davranış ve tercihlerin beynin kimyasına bağlı olarak geliştiği anlaşıldı. Yani bireyi iflah olmaz bir çapkın veya sadık bir aşık yapan şeyler beyinde gizli. Eğer beyin kimyası, aşk ve tutkuyu birleştirebilen bir yapıdaysa, o beynin sahibi ister istemez çapkınlığa elveda diyor, gözü ‘ilk göz ağrısı’ ndan başkasını görmüyor.

Deneyin kahramanı tarla fareleri, bilim dünyasında sadakatleriyle ünlü. Eldeki bilgilere göre bu hayvanlar, cinsel erginlik dönemine girer girmez ilk tanıştıkları eşleriyle başlattıkları beraberliklerini ömürlerinin sonuna kadar götürüyor. Erkekleri için hiçbir dişinin aşk oyunu, cilvesi onları yoldan çıkarmaya yetmiyor. Öyle ki, eşi çok erken yaşlarda ölse bile ömürlerinin geri kalan yıllarını yine de tek başlarına geçirmeyi tercih ediyor.

Bulgularını açıklayan ABD’deki Emory Universitesi’nden Dr. Thomas Insel’e göre, aşk düpedüz bağımlılık. Bu bağımlılığı oluşturan hayvanlar, eşlerini asla terketmiyor. Bu beyin kimyası ve sonuçta bağımlılık olgusu, memelilerin de dahil olduğu hayvanlar aleminin %3’ünde mevcut.

Sadakat ve hafızayla ilgili hormonlar

Sadakat “oxcytocin” ve “vasopressin” denilen iki tür hormonla ilgili. “Oxcytocin” sosyal davranışlar üzerinde etkili olurken, “vasopressin” hafızayla ilgili.

Tarla farelerinde ilk cinsel beraberlik ve çift oluştuğunda, beyindeki bu iki hormon üretimi artıyor. Yapay olarak bu hormonların miktarı değiştirilince de paralel olarak farelerin cinsel davranışları da değişiyor. Dr. Insel, bu hormonların, insan ve çoğu hayvanda olduğunu söylüyor. Ancak tek eşlilerde, beynin bağımlılık ve özlem duygusunu kontrol eden bölgesinde ortaya çıkıyor.

Yani sadık aşıklar, beyinlerindeki bu hormonal dengeler nedeniyle, ankara travesti partnerlerine bir tür bağımlı hale geliyorlar. Deneyin bundan sonraki aşamasında sözü edilen sadık aşık tarla faresinden alınan genler, önüne gelen dişiyle yatan çapkın farelere verildi ve sonuçlara bakıldı. Gerçekten de tarla faresinin geni verilen çapkın fareler akıllanıp, eşlerine son derece sadık aşıklar haline geldi.

Dr. Insel, araştırmalarından insanlar için bir aşk iksiri üretilmesi gibi bir sonuç çıkmayacağını ancak ebeveynleriyle normal bir ilişki geliştiremeyen otistik çocuklar için ilaç yapılabileceğini belirtti.